Mavileri düşünün gökyüzünde bulutların sığınağı olan… Okyanuslar kadar berrak bazen açık bazense hayat kadar koyu… Adım mavi dedim maviler kadar özgürlüktü düşlediğim… Bazen açık maviliklerde gezinmek bazende koyu mavilerde gölgelenmek… İşte hepsi bu… Deniz kenarına kıyısı olan küçük bir kasabada okudum. Kafam hep bozulduğunda,kendimi mutsuz hissettiğimde, yalnız kalmaya ihtiyacım olduğunda denizin maviliklerine atardım kendimi. Güneşin batışını seyrederdim… Ne yorgunluğum kalırdı ne mutsuzluğum… En büyük aşklara şahit olmuş deniz beni bir evlat gibi ağırlardı. Karadeniz bu biraz hrçın olacak ya dalgalarını vururdu kıyıya… Ben hiç ürpermezdim. Bende çoğu insan gibi yapımı denizin maviliklerinden aldığımı düşünürdüm…. Ne saçmalıyor demeyin sakın… Deniz her zaman hırçın değildir bende öyle her zaman hırçın değilim… Bazen kıpırtısız bir hayat bazen de dalgalarla boğuşan hatta denizin sularına kendini teslim eden boğulmayı bekleyen bir can büyüttüm… Gelelim ada kısmına… Adalar denizin ortasında yalnızdır… Bende öyleyim çevremde ne kadar insan olsa da hep yalnız kalmışımdır… Bir ada gibi… Gelen geçen muhakkak olmuştur ama insanın bir kabuğu vardır ya içine dönük işte o kabuğu kıramadım belki de kırmak istemedim… Ben her zaman mavilikler içinde ama hep yalnız gölgeler içninde yaşıyorum… Mutlu muyum??? Eh işte yuvarlanıp gidiyoruz. Benim sevinçlerimde hüzünlerim de anlıktır… Belli olmaz yani… Adımın geri kalanı ise çocukluğumun geçtiği güneşiyle ısındığım güzel şehrim KOCAELİ diğer kod ise atalarımın geldiği her zaman gurur duyduğum kanımda deli laz damarlarımın akmasına sebep olan RİZE…



Sarılın sarılın..
Ve asla gitmelerine izin vermeyin..
ÇÜNKÜ,,
Ne giden dönebilir birdaha ...ne de geride kalan gideni döndürebilir..!!!
şimdi sevdiklerine sıkı sıkı sarıl ve keşkeli cümleler kurmak zorunda kalma.....;)